Gezi Yazıları

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

275 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 46

Dün 144

Haftalık 190

Aylık 1877

Tüm Zamanlar 321984

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Cuma, 12 Temmuz 2019 12:10

Kesriye yahut Kastoria

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Aynı adla anılan gölün kenarında kurulmuş güzel ve şirin bir kasaba Kesriye. Şehre girerken gördüğümüz manzaradan etkilendiğimizi söylersem sanırım güzelliği hakkında sizde kanaat oluşmasına yardımcı olurum.

Selanik’in yaklaşık 200 km batısında olan bu kasaba adını Yunanca “Kunduzların yaşadığı yer” anlamına gelen Kastoria’dan almış. Osmanlılar döneminde de şehir kürk ticaretinin merkezi imiş. O yüzden zengin kürk tacirlerinin yaptırdıkları muhteşem konakları var. Bir kale, kışla, camiler, medrese ve tekkelerin olduğu bu kasaba Yunan Ortodoks kültürü için de önemli bir yer imiş. 16. asırda irili ufaklı 72 kilise bulunuyormuş ve bir kısmında sanat değeri taşıyan freskler mevcutmuş. Beş yüz sene şehri yöneten Türklerin 72 kiliseden hiçbirine dokunmamaları ve günümüze kadar gelmesi sanırım anlayanlar için çok derin şeyler söyler ve ne kadar büyük bir millet olduğumuzun bir başka sağlam delilidir.

Maalesef kasabada bir cami ve medreseden başka bir şey kalmamış. Yukarı mahallede, tepe üstünde külahı şerefesine kadar yıkılmış minaresi ile adı kurşunlu olup kubbesi otlarla kaplı Kurşunlu Camii hala sağlam duruyor. Kare planlı kesme taştan yapılan ve sekiz köşeli bir kasnağa oturmuş kubbesi olan bu cami 2. Dünya savaşı esnasında İtalyanların bombalarından nasibini almış. Dört tarafı evlerle çevrili ve bir arabanın dikkatlice geçebileceği genişlikte bir yoldan girilen bir meydan içinde olan camiin son cemaat yeri yok ve kapısı kilitli olduğu için içeri giremedik.

Bu camiin yanında tuğladan yapılmış açık bir türbe varmış. Dört köşeli, kemerli ve kubbeli bu türbeden Kesriye civarında iki tane daha varmış. 1939’te yapılan bir yayında bahsedilen ve tanıtılan bu türbe Semavi Eyice’nin 1953 yılındaki ziyareti esnasında yokmuş. Bunların Gazi Evranos Bey’in şehrin fethi esnasında şehit düşen kumandanlarına ve askerlerine ait olduğu düşünülüyor.

Kesriye’de her ne kadar harap olsa ve avlusu çalılar ve otlar tarafından kaplansa da hala çok güzel ve nispeten sağlam olan bir bina daha var. Sahile inen yokuşların birinde, inerken yolun sağında kalan bir medrese burası. Heaht Lowry bu medresenin Nadir Şah’ın yanında elçi olarak bulunan Kesriyeli Defterdar Ahmet Paşa’nın (ö. 1749) yaptırdığı medrese olduğunu düşünüyor. Yan yana sıralanan kubbeli hücreleri, taş duvarları, önlerindeki revakları, revakların açıldığı avlusu, üzerleri hafif sivri kemer olan mermer söveli dört köşeli pencereleri, küçük bir minare gibi yükselen bacaları ile zamanında göz alıcı bir güzelliğe sahip olduğu anlaşılıyor. Kubbeler ise kiremit kaplı. Güzel olan şu koruma altına alınmış eserler arasında kabul edilmesi ve resterosyon için gündeme alınması. Üzücü olan ise on beş yıldan beri restorasyonun başlamaması. İnşallah bu güzel medrese bir eğitim kurumu olarak devam eder.

Kesriye’de tek tük de olsa kalan birkaç Türk evi var. Yunanlılar bunların Yunan evi olduğunı iddia etseler de Semavi Eyice’nin çok güzel şekilde açıkladığı gibi şehrin göl kenarında ve tepe üstüne kurulmasından dolayı daracık sokaklarına uygun olarak yüksek bir bodrum katı üzerine inşa edilen kargir evler Türk evleri. Bu evler diğer Türk evlerinde olduğunda gibi odalar ortadaki bir sofaya açılır ve aydınlanması da iki sıra halinde dizilen pencerelerle sağlanır. Zaten görür görmez tanıyacaksınız, istese de sizden saklanamaz.

Bektaşîliğin Makedonya ile Yunanistan’daki ilk kurucularından olan Kasım Baba XV. yüzyılın sonlarında şehir duvarları dışında, Evliya Çelebi’ye göre göl kenarında bir tekke yaptırmış ve türbesi 1959’a kadar mevcut imiş ama biz gittiğimizde göremedik ve bulamadık. Kasım Baba adında birkaç yerde daha türbe var ve anlatılanlar birbiri ile karıştırılabiliyor.

Köylerinde de birkaç tekke ve zaviye olduğu söyleniyor ancak Türk kalmadığı için hepsi yıkılmış ve yok olmuş maalesef.

Okunma 306 kez Son Düzenlenme Salı, 16 Temmuz 2019 22:31
0
0
0
s2smodern
Bu kategorideki diğerleri: « Koniçe yahut Konitsa Narda yahut Arta »

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç