Gezi Yazıları

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

135 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 120

Dün 144

Haftalık 896

Aylık 2497

Tüm Zamanlar 309999

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Cuma, 12 Temmuz 2019 09:08

Sinan Bey'in şehri: Karaferye

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

 

Rivayete göre şehir ismini fatihlerinden almış. Gazi Evrenos Bey tarafından 1373’te fethedilen şehrin yönetimi ve korunması Karaferye Gazi’ye verildiğinden ismi ile anılır olmuş derler ama bana makul gelen diğer rivayet. Şehrin Yunanca adı Veria, eski Makedon krallarından Veres’in kızının ismine nispetle konulmuş. Kara sıfatı ise şehrin üç tarafını kuşatan kara ormanlardan gelirmiş. Ayrıca Türklerde renk isimlerinin aynı zamanda yön bildiren birer sıfat olduğunu düşününce ismin Rumca ismin önüne onu niteleyen bir ek ile oluştuğunu söyleyebiliriz. Karaveria’yı Türkler Karaferye olarak Türkçeleştirmişler.

Selanik’in 60 km güneybatısında yer alan Karaferye’de bugün ayakta kalan ve müzeye çevrilen Medrese cami olarak bilinen Eminzade Hacı Ahmed Camii ile harabe halindeki alaca minareli Orta cami olarak bilinen Çelebi Sinan Bey Cami dışında sadece Sinan Bey Türbesi denilen bir yeri görebildik. İki kubbeli Tuzcu Sinan Bey hamamı da varmış ama biz onu göremedik, doğrusu türbe ve tekke peşinde olduğumuz için de ısrarla aramadık.

Karaferye’ye damgasını vuran Sinan Bey. Yaptırdığı cami, hamam, medrese ve tekkeler ile Karaferye’yi süslemiş adeta. Belki de yaptıklarının yüzü suyu hürmetine ayakta kalan tek kalan türbe ona ait. Bir zamanlar merkezde ve civar köylerinde Hasan Baba, Sinan Bey Sultan, Kemal Ata, Durbali Baba, Abdüssamet Sultan, Seyit Sultan gibi türbeler de varmış ama hiçbirini bulamadık ve sorduğumuz insanlar bilmiyorlardı.

Sinan Bey türbesi dedikleri ama benim çok emin olamadığım türbe cadde üzerinde, üç tarafı apartmanlarla çevrili, içinde haç ve mumların olduğu biriketten örülü, üzeri yöresel kiremitle örülü, kubbesiz küçük bir yapı. Girişi yola bakmayan yönünden. Apartmanla arasında da park var zaten. Gelip geçenlerin mum yakıp istavroz çıkardıkları bir yer olmuş.

Şehirde Osmanlılardan kalan ve hâlâ muhafaza edilmekte olan tek kısım kale kalıntılarının hemen altındaki mahallede bulunan yahudi evlerinin olduğu site. Bir avluya bakan tek katlı evlerin olduğu bu küçük mahalleye Türkler “Yahuthane” derlermiş zamanında. Restore edildikten sonra gayet iyi durumda olan sitede evler ve sinegog duruyor ve yaşam devam ediyor. Ama bir zamanlar zencilerin de mahallesi varmış, onu göremedik ve nerede olduğunu da öğrenemedik.

Karaferye’de bizi karşılayan hoş süpriz Osmanlı döneminden kalma Türk evleri oldu. Kale kalıntılarının altındaki sokaklarda, tespih taneleri gibi dizilmiş ahşap evleri görünce tanıdık birini görmenin vermiş olduğu duygu kapladı her yanımı. Geniş saçakları, yüksek duvarlı avlusu, kemerli girişleri ve görkemli ahşap kapıları, şahnişinli odaları ve hepsi aynı büyüklükte açılmış göze benzer pencereleri ile gözlerimizi aydınlattı. Bir kısmı bakımsız ve harap halde olmasına rağmen görkeminden bir şey kaybetmemişti.

Karaferye’ye girdiğinizde ilk bakışta betonarme evlerle dolu sıradan bir şehir görebilirsiniz. Ama özellikle Medrese Cami ile sur dibine doğru uzana sokakları gezerseniz tanıdık birilerine rastlarsınız ve bu da sizi çok mutlu edecektir. Nerden mi biliyorum sizi mutlu edeceğiniz. Bizi etti de ondan.

Okunma 92 kez Son Düzenlenme Cuma, 12 Temmuz 2019 09:54
0
0
0
s2smodern
Bu kategorideki diğerleri: « Semerkand: Yeryüzünün süsü

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç