Gezi Yazıları

Etkinlik Takvimi

13 Ara 2018;
02:00PM - 03:00PM
Şiir, Şair ve Peygamber'e Dair Konuşmaları

Kimler Sitede

220 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 0

Dün 142

Haftalık 0

Aylık 1504

Tüm Zamanlar 281119

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Perşembe, 06 Aralık 2018 17:17

Kıbrıs'ta bir antik kent: Salamis

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İsmi ilk defa İ.Ö. 6. asırda duyulan Salamis, Mağusa’nın 6 km kuzeyinde deniz kenarında, bir zamanlar suların aktığı Kanlıdere olarak bilinen Pedios nehrinin döküldüğü yerde kurulmuş Kıbrıs’a gidince mutlaka gezilip görülmesi gereken bir antik kent. Peşinen söyleyeyim, burayı gezmeyi düşünüyorsanız ekimden mayısa kadar olan dönemde gidin ve yanınızda mutlaka yiyecek ve içecek bulundurun. Birkaç saatten önce gezilemeyecek bu yerde dolaştıktan sonra çevresinde ve içindeki ağaçların altında birşeyler içmek ve atıştırmak gerekebilir. Bir de yürüme sorunu olanlar sadece girişe yakın yerleri ziyaret etmekle yetinsinler. Zira parkur hem uzun hem yorucu.

Anadolu’dan gelen kavimler ve Akalar tarafından kurulduğu söylenen Salamis’in tarihi M. Ö. 11. asırda Fenikelilere kadar uzanıyor. İÖ 6. yüzyılda para basılan bu şehrin adına ilk kez 6. yüzyıla ait yazıtlarda rastlanıyor. Arkeologlara göre Enkomi İÖ 1075 yılında büyük bir deprem geçirdikten sonra halkıyavaş yavaş buraya göçerek Salamis'i kurmuşlar. Kıbrıs’ın kaderi ne ise Salamis’in kaderi de o olmuş. Akdeniz’e hakim olmak isteyen her egemen güç Kıbrıs’ı ve onun zengin şehirlerine hakim olmak isteyince bundan Salamis de bundan nasibini almış.

Ege ve Akdeniz için 'Karanlık Çağ' olan 8. asırda Kral mezarlarındaki armağanlara bakılarak Salamis’in zengin bir kent olduğunu tahmin ediyor arkeologlar. 8. asırdan itibaren Asurluların, 7. asırdan itibaren Mısırlıların, 6. asırda Perslerin hakimiyetine geçen şehir Büyük İskender’in Persleri yenmesi (İÖ 333) üzerine de Büyük İskender tarafından atanan kıralın hakimiyetine geçer. İskender'in ölümünden sonra (İÖ 323) Kıbrıs'ın geri kalanıyla birlikte Mısır'da kurulan Ptoleme Krallığı'nın payına düşer. Kent bu dönemde İskenderiye, Antakya, Efes gibi Helenistik uygarlığın önemli merkezlerinden biri haline gelir ve bu parlak dönem Roma egemenliği süresince de devam eder.

Şehir M.S. 1. Asırdaki depremler ile M. S. 116’daki Yahudi isyanlarıyla epeyce tahrip olur. Yeniden inşa edilmesine rağmen M. S. 4. Asırda görülen depremlerle yeniden yıkılır. Özellikle İ. S. 332-342 yılları arasında olduğu tahmin edilen depremler şehri yaşanmaz hale getirir. Bizans İmparatoru Konstantius (337-361) büyük bir depremden sonra kenti biraz küçülterek yeniden inşa eder ama limanının giderek dolması, doğal yıkımlar ve bir süre sonra başlayan Arap korsanlarının akınları kentin sonunu belirleyecektir. 648 yılındaki bir korsan akınından sonra kentin son sakinlerinin Famagusta kentini oluşturacak olan Arsinoe'ye göç etmesiyle şehir artık bir ölü kente döner.

Şehrin yıkılmasının ve taşınmasının iki temel nedeni var. İlki depremler. İkincisi de 7. Asırdan itibaren başlayan Müslüman fatihlerin saldırıları.

Şehir tekrar ortaya çıkmak için 19. yüzyılın sonlarına kadar bekleyecektir. O tarihlerde başlayan ve aralıklarla yüz yıl boyunca devam eden kazılarla kentin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış. Özellikle 1952-1974 yılları arasında yapılan kazılarla şehir ortaya çıkar. 1998’de Ankara Üniversitesinden bir grup arkeolojik kazılara devam etmiş. Kazılarda çıkan yapılar Roma dönemine ait Zeus tapınağı, yollar, sarnıç, tiyatro, Gymnasium, forum, agora ve hamam gibi kamu yapıları ile bir iki ev. Hristiyanlık dönemine ait iki bazilika dışında bir yapı bulunmamaktadır.

Bazilika da var çünkü bu kent sadece antik olduğu için değil Hristiyanlık için de çok önemli. Pavlus’un ziyaret edip vaazlar verdiği bu kent Barnabas’ı çıkarmış ve Hristiyanlık tarihini değiştirecek gelişmelere vesile olmuştur.

Üzüldüğüm nokta Salamis gibi daha bir çok antik kentin bulunduğu Kıbrıs’ta yirmiyi aşkın üniversite olduğu halde arkeoloji bölümü olan bir üniversitenin olmaması. 

Okunma 61 kez
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç