Gezi Yazıları

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

30 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 56

Dün 116

Haftalık 718

Aylık 2646

Tüm Zamanlar 286755

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Gezi Yazıları - İsmail Güleç
Gezi Yazıları

Gezi Yazıları (3)

Perşembe, 06 Aralık 2018 17:17

Kıbrıs'ta bir antik kent: Salamis

Yazan

İsmi ilk defa İ.Ö. 6. asırda duyulan Salamis, Mağusa’nın 6 km kuzeyinde deniz kenarında, bir zamanlar suların aktığı Kanlıdere olarak bilinen Pedios nehrinin döküldüğü yerde kurulmuş Kıbrıs’a gidince mutlaka gezilip görülmesi gereken bir antik kent. Peşinen söyleyeyim, burayı gezmeyi düşünüyorsanız ekimden mayısa kadar olan dönemde gidin ve yanınızda mutlaka yiyecek ve içecek bulundurun. Birkaç saatten önce gezilemeyecek bu yerde dolaştıktan sonra çevresinde ve içindeki ağaçların altında birşeyler içmek ve atıştırmak gerekebilir. Bir de yürüme sorunu olanlar sadece girişe yakın yerleri ziyaret etmekle yetinsinler. Zira parkur hem uzun hem yorucu.

Anadolu’dan gelen kavimler ve Akalar tarafından kurulduğu söylenen Salamis’in tarihi M. Ö. 11. asırda Fenikelilere kadar uzanıyor. İÖ 6. yüzyılda para basılan bu şehrin adına ilk kez 6. yüzyıla ait yazıtlarda rastlanıyor. Arkeologlara göre Enkomi İÖ 1075 yılında büyük bir deprem geçirdikten sonra halkıyavaş yavaş buraya göçerek Salamis'i kurmuşlar. Kıbrıs’ın kaderi ne ise Salamis’in kaderi de o olmuş. Akdeniz’e hakim olmak isteyen her egemen güç Kıbrıs’ı ve onun zengin şehirlerine hakim olmak isteyince bundan Salamis de bundan nasibini almış.

Salı, 02 Ocak 2018 21:24

Meşhed: İran’da kutsal bir şehir

Yazan

Bugünlerde Meşhed adını sık duyar olduk. İran’ın başını ağrıtan ve epeyce bir süre de ağrıtacak gibi duran sokak hareketleri ilk olarak Meşhed’de başladığı için haberlerde sık geçmeye başladı. Geçen sene görme fırsatı bulduğum halde bir türlü anlatamadığım bu şehri yılbaşı münasebetiyle biraz zaman bulunca oturup yazdım.

Horasan eyaletinde yer alan Meşhed, İran’ın ikinci ve en önemli büyük şehri. Onu önemli yapan on iki imamdan sekizincisi İmam Rıza’nın burada medfun bulunması. İmam Rıza’dan sonra şehir gelişmiş, büyümüş, yüzyıllardır Tus olarak bilinen ismini bile değiştirip İmam Rıza’nın şehit edildiği yer anlamında Meşhed olmuş.

Abbasi halifelerinden Me’mun, birlikte gittikleri Merv’den dönerken İmam Rıza’nın Tus’a vefat etmesi ve buraya defnedilmesi ile başlıyor Meşhed’in hikayesi. Me’mun’un babası Harun Reşid de Tus’ta vefat etmiş ve defnedilmişti. Me’mun İmam Rıza’ya olan hürmetini göstermek için onu babasının yanına defneder. Daha sonra türbelerin yanıbaşına Horasan bölgesinin en büyük camii inşa edilir.

Halife Me’mun İmam Rıza’yı o kadar severmiş ki kızını verip damat yapmış kendine. Bununla da kalmamış kendisinden sonra halife olması için veliaht tayin etmiş. Ancak henüz elli yaşında iken Tus’ta aniden rahatsızlanarak vefat etmesi tartışmaları da beraberinde getirmiş doğal olarak. Cenaze namazını da Me’mun kıldırmış. Ne kadar garip, bugün savaşın eşiğine gelen iki ülkenin büyük olarak kabul ettiği iki büyük insan, Sünni Halife Harun Reşid ile Şiiler için çok değerli olan imam aynı yerde defnedilmiş.

Müslümanlar St Petersburg’u inşa edebilir miydi?

On beşgün önce bir vesile ile St Petersburg’a gittim. Kaldığım birkaç gün boyunca başta en büyük ve en tanınan caddesi olmak üzere şehrin caddelerini, sokaklarını dolaştım durdum. Dolaşırken şehirle ilgili garip bir duygu oluştu ve hep kendime şu soruyu sordum:

Müslümanlar böyle bir şehir kurabilirler mi?

Zihnimi epeyce meşgul eden bu sorunun cevabını düşündüm ve düşüncelerimi paylaşmak için de kaleme döktüm.

Şehir nedir?

Şehir, medeniyetle yaşıt. Medeniyet şehirle başlıyor. Medeniyet tarihi aynı zamanda şehirlerin de tarihi. Dolayısıyla şehir aynı zamanda bir gelişmişlik göstergesi. Şehirler toplumların psikolojisini yansıtan birer ayna.

Kitaplar şehri şöyle tanımlıyor: İnsan hayatını düzenlemek üzere meydana getirdiği en önemli, en büyük fiziki ürün ve insan hayatını yönelten çevreleyen yapı.

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç