Eğitim

Etkinlik Takvimi

14 Nis 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

242 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 18

Dün 76

Haftalık 178

Aylık 618

Tüm Zamanlar 344711

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Eğitim - İsmail Güleç
Eğitim

Eğitim (38)

Çarşamba, 06 Mart 2019 07:57

Üniversitelere karne verme meselesi

Yazan

YÖK Web sitesinde "YÖK üniversitelere karne verecek" başlığıyla bir duyuru yayınladı. Başkanlık tarafından yapılan açıklamada yeni sistem kısaca özetlenmiş. "Üniversitelerimiz çeşitlendi, farklılaştı, sayıları arttı, rekabet gerekiyor. Rekabetin sonucunda başarının gözlemlenmesi, ölçülmesi ve bunun da topluma objektif ve nesnel bir şekilde açıklanması gerekiyor. 5 ana başlıkta 42 göstergeye ait 2018 yılı verileri ile üniversitelerimiz ölçülecek ve değerlendirilecek. Her bir üniversitenin geçen bir yıl içindeki performansının değerlendirilmesi her yılın başında açıklanacak." Bu kararın ülkemiz yükseköğretimi için çok önemli bir gelişme olduğunu söylemeliyim. Yükseköğretim Kalite Kurulu'nun raporlarının ardından YÖK'ün vereceği karnenin üniversitelerimize rekabet getireceği ve tatlı bir yarış başlatacağından eminim. Birkaç sene sonra sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. İyiler daha iyi olacak, vasatlar da kendilerine çeki düzen verip iyi olacaklar. devamı için tıklayınız.

Perşembe, 28 Şubat 2019 13:30

Öğretmenlerin performansı ölçülmeli mi?

Yazan

Öğretmen performansını izleme konusu birkaç sene önce gündeme gelmiş, kısa bir süre uygulanmış ancak gelen tepkilerden sonra kaldırılmıştı. Ülkemizin önemli sorunlarıyla ilgili hazırlatttığı raporlarla tartışmalara katkıda bulunan  bu konuda da Barış Horzum ve Duygu Gür Erdoğan'a bir rapor hazırlatıp yayınladı. Öğretmen Gelişim Modeli Öğretmen Performansı Üzerine Değerlendirme.

Horzum ve Erdoğan hazırladıkları raporda konuyu enine boyuna irdeliyor, Doğu'dan ve Batı'dan seçtikleri sekiz ülkeden verilen örneklerle öğretmen yetiştirme ve atama sistemleri ile performans değerlendirme kriterlerini karşılaştırdıktan sonra da için uygulanabilir bir model öneriyorlar.

Devamı için tıklayınız.

Perşembe, 21 Şubat 2019 15:05

Medreseler hakkında ne biliyoruz?

Yazan

Bizim tarihe taraflı yaklaşmak gibi kötü bir alışkanlığımız var. Bizim için bir şey veya kişi ya çok iyidir ya da çok kötü. Hepimizin zihinlerinde muhtelif kaynaklardan beslenen önyargılar var, ismini duyduğumuz anda bazen düşünmeden ezberlenmiş o cümleler dökülüverir ağzımızdan.

Medreseler de böyle. Okullarda bize öğretilen medreselerin kötü ve geri olduğu, ülkenin gelişmesinin önündeki kurumların başında geldiği değil mi? Acaba gerçekten öyle mi? Medreseleri ne kadar tanıyoruz? Batılılar kadar tanımadığımız kesin.

Devamı için tıklayınız.

İlke İlim Kültür Eğitim Derneği, Geleceğin Türkiyesi Raporlarının ikincisini kamuoyu ile paylaştı. Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş tarafından hazırlanan Geleceğin Türkiyesinde Yükseköğretim başlıklı raporun iyi hazırlanmış olduğunu söylemeliyim. Yükseköğretimin hemen her alanının ayrı konu başlığı altında değerlendirdiği raporda önce konu hakkında özet bilgi veriliyor, sonra eskilerin deyimi ile konu teşrih ediliyor, sadece sorunlara dikkat çekmekle kalınmayıp dünyadaki uygulamalar da göz önünde bulundurularak sıralanan tekliflerle bölümler tamamlanıyor. Prof. Dr. Erdoğmuş’un eleştirilerini yaparken hem Türkiye gerçeklerini göz önünde bulundurması hem de eleştirilerinde ölçülü davranmasından dolayı raporun insaflı olduğunu söyleyebiliriz. 

Yazının devamı için tıklayınız.

Çarşamba, 28 Kasım 2018 19:57

Doçentlik mülakat sınavı kalkmalı mı?

Yazan

Malumunuz, geçen sene bir yönetmelik değişikliği ile iki aşamalı olan doçentlik sınavında ikinci aşama olan mülakat önce kaldırıldı, sonra üniversitelere bırakıldı. Ancak Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) eser incelemeden başarılı bulunan adaylara doçent ünvanını verdi. Daha sonra bu durum üniversitelerde tartışıldı ve kahir ekseriyeti mülakat yapmaya karar verdiler.

Mensubu bulunduğum İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde de konu tartışıldı ve ben de mülakat sınavının yapılması gerektiğini düşündüğüm için oyumu sınavın yapılmasından yana kullandım.

Daha sonra üniversiteler kadroları ilan edip başvuruları aldılar ve adaylar başvurdular. Mülakat isteyen üniversiteler yönetmelik gereği ÜAK’a başvurarak aynı jürinin mülakat yapması için görevlendirildi.

Bir arkadaşım da bu jürilerin birinde görevlendirilmiş ve mülakat sınavı yapmak için kadro ilan eden üniversiteye gitmiş.

Salı, 06 Kasım 2018 15:09

Ezber kötü bir şey midir?

Yazan

yahut

Ezbersiz eğitim olur mu?

Bizim toplum klişeleşmiş ifadeleri kullanmaktan çok hoşlanır. Hangi mahalleye mensup olursa olsun, kendisini ait hissettiği mahallenin doğru olup olmadığını sorgulamadan kabul ettiği hükümleri vardır. Mesela eğitimden bahsedildiğinde medreselerin ne kadar çağdışı olduğu ve neredeyse medrese ile eş anlama gelecek şekilde ezberin ne kadar kötü olduğundan bahsedilir.

Acaba ezber gerçekten kötü müdür? Ezberin ve tekrarın olmadığı bir eğitim sistemi var mıdır?

Ezberlemek, üzerinde düşünmeden ve maksudunu anlamadan bir şeyi hafızaya almaktır. Ezberlemek; kavramak, hıfzetmek,  bellemek, bugün daha daralmış bir anlamda kullandığımız şekliyle "içselleştirmek"; hatta İngilizlerin Farsçadaki anlamına denk düşecek şekilde "to learn by heart" dedikleri şey. 

Geleneksel medreselerde söylenildiği gibi tanımlar ezberletilir gerçekten. Genellikle çok uzun olmayan bir cümleden ibaret olan tanımları ezberlemek sadece papağan gibi kelimeleri tekrar etmekten mi ibaret? Ne söylemek istediğimi bir örnek üzerinden anlatmaya çalışayım.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cumartesi, 13 Ocak 2018 20:15

Yardımcı Doçentlik ve Doçentlik üzerine

Yazan

Malum, Cumhurbaşkanımız geçen Cuma günü (12 Ocak 2018) Marmara Üniversitesi’nin 135. kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada yardımcı doçentlik ve doçentlik ile ilgili düzenleme yapılacağını söyledi. Ardından YÖK yapılacak değişiklikler hakkında bilgi veren bir açıklama ile yardımcı doçentliğin kaldırılacağını, mevcut yardımcı doçentlerin doktor öğretim üyesi kadrosuna geçirileceğini ve öğretim üyesi statüsünde olacaklarını ve o statünün de yardımcı doçentlik gibi geçici kadro olacağını açıkladı.

Doçentlik için ise dil sınavı ve sözlü sınavın kaldırıldığını, dil barajı ile diğer şartların üniversitelere bırakıldığı açıklandı. Aday isterse mülakatı ÜAK’tan da alabilecek. İşlem ve hukuk açısından bir fark olmayacak yapılan açıklamadan anlaşıldığı kadarı ile. Yine derse girecekler, sözleşmeli olacaklar, öğretim üyesi sayılacaklar. Tez yönetme ve lisansüstü ders verme konusu biraz muğlak. Sanırım zamanla o konu da vuzuha kavuşur.

Yapılan değişikliklerin yardımcı doçentleri hayal kırıklığına uğratma ihtimali olduğunu, kimilerinin bu durumu tenzil-i rütbe olarak değerlendirmeleri mümkün. İçlerinde doğrudan doçent kadrosuna atanacaklarını düşünenler, bunu teklif edenler olmuştu. Ayrıca yardımcı da olsa doçent ünvanını kullanmaktan hoşlananlar da vardı. Sanırım böyle düşünen arkadaşlarımız alınan bu kararlardan pek memnun kalmayacaklar. Bu tür bir değişikliğin özellikle yardımcı doçentleri ve doktorasını yeni bitirenleri pek tatmin etmeyeceğini ve kısa bir süre sonra eski statüyü ister duruma gelirlerse şaşırmayacağım.

Salı, 07 Kasım 2017 14:38

TEOG'un yerine gelen sistem üzerine 2

Yazan

Öğrencileri liselere göndermek bu kadar mı zor?

Biliyorsunuz, MEB Bakanı Mahalli Yerleştirme Sistemi adıyla yeni bir sistem açıkladı pazar günü. Ardından sosyal medyada eleştiriler yapılmaya başlandı. Ben de yapılan eleştirileri odaklaşmalarına göre tasnif edip bir yazı yazdım. Kimi arkadaşlarım da benim yazıma eleştiriler getirdiler. Bu yazıyı bu eleştiriler üzerine kaleme alıyorum.

İki hususa dikkatinizi çekerim. İlki ben MEB’i ve sistemlerini savunmuyorum, TEOG’un tahribatının sanılandan çok daha fazla olduğuna inandığım için değiştirilmesi gerektiğini düşünüyordum. Parantez içinde değişiklik yapılma biçimine ve sürecine katılmadığımı da ifade etmeliyim. O yüzden bu değişikliğin öncekinden daha iyi olduğunu düşündüm. Eleştirilere bakınca da önyargılı ve çarpıtılmış buldum. Ben de oturdum, eleştirileri tasnif ettim ve eleştirilere neden katılmadığımı belirttim. Ben MEB personeli değilim, sistem hazırlama süreçlerinde bulunmadım. O yüzden yazdıklarımı savunma yazısı olarak okumayın lütfen.

İkinci dikkat çekmek istediğim husus MEB’in yaptığı değişikliği tam olarak anlatamaması, nitelik ve Fen Lisesini 500 metre ile kaçırdım esprisi üzerinden külliyen reddedilmesi idi. Bunda biraz MEB’in de kabahati var. Kendi yapması gerekenleri yapmaz ise başkaları onların yerine yapar. O kadar hata yaptılar ki artık insanlar yeterince ciddiye almıyorlar sanki. Bakanlık adına üzücü bir durum.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç