Eğitim

Etkinlik Takvimi

26 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
18 Ara 2017;
02:00PM - 03:00PM
Ney nedir, ne der?
12 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
11 Ara 2017;
05:00PM - 06:30PM
Tarihçiler için edebiyat
29 Kas 2017;
06:00PM - 07:30PM
Gazel İncelemeleri

Kimler Sitede

18 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 27

Dün 37

Haftalık 27

Aylık 618

Tüm Zamanlar 243710

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Pazartesi, 06 Kasım 2017 14:37

TEOG'un yerine gelen sistem üzerine

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

5 Kasım Pazar günü MEB Bakanı ortaöğretimden liseye geçiş sistemini açıkladı. Açıklandığı andan itibaren özellikle sosyal medyada hakaret ve aşağılamalar gırla gitti ve gidiyor. Ben de üşenmedim, yapılan eleştirileri görebildiğim kadarı ile tasnif ettim. Tespit edebildiğim kadarı ile eleştiriler dört noktada temerküz ediyor.

1. Nitelikli/niteliksiz okul: Bakan konuşmasında nitelikli okul derken herkesin girmek için can attığı Galatasaray, Kabataş, İstanbul Erkek Lisesi ve Fen Liselerini kastetti. Diğer okullar niteliksiz demek istemedi. Bakan o kelimeyi kullanmasa o okullar diğerlerine göre daha nitelikli sayılmayacak mıydı? Siz olsanız o okulları tanımlamak için hangi kelimeyi seçerdiniz? Seçtiğiniz kelime ile aynı şeyi ifade etmiş olmayacak mıydınız? Eleştirileri, hatta hakaretleri okuyunca Bakan hangi kelimeyi seçerse seçsin yine eleştiri oklarından nasibini alacaktı diye düşünmeden edemedim.

2. Eve yakın okul: Seneler evvel, bizim çocuklar okula başlayacakları zaman kendisine güvendiğim bir arkadaşıma sormuştum hangi okula göndereyim diye. Bana verdiği cevap eve en yakın okula gönder, idi. İlk defa o zaman duydum bu cümleyi. Eleştirenlerin ön kabülüne göre İstanbul Erkek Lisesinin sokağında oturanlar sanki oraya kaydedilecek. Çocuğunun Galatarasay Lisesine gitmesini isteyen aileler Beyoğlu’na taşınırsa sanki muratlarına erecekler. O okullara yine sınavla girecekler. Burada dikkat edilmesi gereken şey nitelikli okullar tespit edilirken belirlenen ölçülerin belirlenmesi ve liseler arasındaki eşitsizliğin giderilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılması.

İlkokula giderken, orta okula giderken uygulanan sistem neden liseler söz konusu olduğunda uygun olmuyor? İlk okul ve orta okul önemli değil mi yoksa?

3. Eşitsizlik: TEOG’da olup bu sistemde olmayan eşitsizlik nedir, tam olarak anlayamadım. Ülkenin içinde bulunduğu durumdan kaynaklanan eşitsizlik dışında iki sistem arasındaki eşitsizlikten ne kastedildiğini biri anlatsa da anlasam. Sorumu tekrar ediyorum. TEOG’un getirdiği hangi eşit durum yeni sistemde kaldırılıyor? Lütfen örnek vererek açıklar mısınız?

4. Motivasyon kaybı: Bir diğer eleştiri sınava girmeyecek öğrencilerin motivasyonlarının kaybolması. Sanki tüm öğrenciler gayet motive idiler. Motive olanlar da derslere değil, sınava ve dershanelere motive idiler. Bir yandan sınavların kaldırıldığı ülkelerin eğitim sistemlerini örnek gösterirken öte yandan tüm öğrencileri sınava sokmaya mecbur bırakan bir sistemi savunmak nasıl bir şey, gerçekten anlamıyorum. Öğrencilerin ders dinlemesi için illa TEOG benzeri bir sınav mı olması lazım?

Yapılan eleştirileri gördükçe yeni sistemin daha iyi olacağını düşünmeye başladım. Ancak benim de bazı endişelerim var. Müsaadeniz olursa paylaşayım.

Öğretmen çok önemli oluyor bu sistemde. Homojen bir sınıf yerine farklı zeka düzeylerine sahip öğrenciler bir arada olacak. Bunun çocukların hayatlarını zenginleştirecek bir unsur olduğunu düşünmekle birlikte idarenin ve öğretmenlerin süreçleri özellikle ilk yılda çok iyi yönetmeleri gerekir ve çok dikkatli olmalılar. Bu konuda çok ümitsiz değilim. İdare ve öğretmenler işbirliği içinde oldukları takdirde sorunu çözeceklerine inanıyorum.

Bu sistemde müdürler de en az öğretmenler kadar önemli. Okul idarecilerinin atanmalarında liyakat ve tecrübe öne çıkarılmalı. Liyakatı ile atanan müdürlerin başarılı olacağına ve hangi okula giderlerse gitsinler o okula faydalı olacaklarına inanıyorum. Başarısız müdürler ise sistemden çıkarılmalı.

Özellikle spor, müzik ve sanatın bir dalına yeteneği olan çocuklara daha çok vakit ayrılmalı ve bu yeteneklerin kaybolmamasına izin verilmeli. Acaba okullarımız bu çocuklarımız için hem fiziki hem de pratik olarak hazırlar mı? Bu sorunun belediyelerin yardımı ile büyük ölçüde çözüleceğini düşünüyorum.

Aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Sizce bu dediklerinizi gerçekleşir mi?

Bu soruyla can u gönülden evet demeyi o kadar çok isterdim ki! Ancak tanıdığım ve bildiğim birkaç müdür ve öğretmeni düşününce olacağına dair inancımı yitirdiğimi söyleyemem.

Okunma 20 kez Son Düzenlenme Perşembe, 09 Kasım 2017 14:38

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2017 İsmail Güleç