Eğitim

Etkinlik Takvimi

13 Ara 2018;
02:00PM - 03:00PM
Şiir, Şair ve Peygamber'e Dair Konuşmaları

Kimler Sitede

216 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 15

Dün 142

Haftalık 15

Aylık 1519

Tüm Zamanlar 281134

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Eğitim - İsmail Güleç
Eğitim

Eğitim (10)

Çarşamba, 28 Kasım 2018 19:57

Doçentlik mülakat sınavı kalkmalı mı?

Yazan

Malumunuz, geçen sene bir yönetmelik değişikliği ile iki aşamalı olan doçentlik sınavında ikinci aşama olan mülakat önce kaldırıldı, sonra üniversitelere bırakıldı. Ancak Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) eser incelemeden başarılı bulunan adaylara doçent ünvanını verdi. Daha sonra bu durum üniversitelerde tartışıldı ve kahir ekseriyeti mülakat yapmaya karar verdiler.

Mensubu bulunduğum İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde de konu tartışıldı ve ben de mülakat sınavının yapılması gerektiğini düşündüğüm için oyumu sınavın yapılmasından yana kullandım.

Daha sonra üniversiteler kadroları ilan edip başvuruları aldılar ve adaylar başvurdular. Mülakat isteyen üniversiteler yönetmelik gereği ÜAK’a başvurarak aynı jürinin mülakat yapması için görevlendirildi.

Bir arkadaşım da bu jürilerin birinde görevlendirilmiş ve mülakat sınavı yapmak için kadro ilan eden üniversiteye gitmiş.

Salı, 06 Kasım 2018 15:09

Ezber kötü bir şey midir?

Yazan

yahut

Ezbersiz eğitim olur mu?

Bizim toplum klişeleşmiş ifadeleri kullanmaktan çok hoşlanır. Hangi mahalleye mensup olursa olsun, kendisini ait hissettiği mahallenin doğru olup olmadığını sorgulamadan kabul ettiği hükümleri vardır. Mesela eğitimden bahsedildiğinde medreselerin ne kadar çağdışı olduğu ve neredeyse medrese ile eş anlama gelecek şekilde ezberin ne kadar kötü olduğundan bahsedilir.

Acaba ezber gerçekten kötü müdür? Ezberin ve tekrarın olmadığı bir eğitim sistemi var mıdır?

Ezberlemek, üzerinde düşünmeden ve maksudunu anlamadan bir şeyi hafızaya almaktır. Ezberlemek; kavramak, hıfzetmek,  bellemek, bugün daha daralmış bir anlamda kullandığımız şekliyle "içselleştirmek"; hatta İngilizlerin Farsçadaki anlamına denk düşecek şekilde "to learn by heart" dedikleri şey. 

Geleneksel medreselerde söylenildiği gibi tanımlar ezberletilir gerçekten. Genellikle çok uzun olmayan bir cümleden ibaret olan tanımları ezberlemek sadece papağan gibi kelimeleri tekrar etmekten mi ibaret? Ne söylemek istediğimi bir örnek üzerinden anlatmaya çalışayım.

Cumartesi, 13 Ocak 2018 20:15

Yardımcı Doçentlik ve Doçentlik üzerine

Yazan

Malum, Cumhurbaşkanımız geçen Cuma günü (12 Ocak 2018) Marmara Üniversitesi’nin 135. kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada yardımcı doçentlik ve doçentlik ile ilgili düzenleme yapılacağını söyledi. Ardından YÖK yapılacak değişiklikler hakkında bilgi veren bir açıklama ile yardımcı doçentliğin kaldırılacağını, mevcut yardımcı doçentlerin doktor öğretim üyesi kadrosuna geçirileceğini ve öğretim üyesi statüsünde olacaklarını ve o statünün de yardımcı doçentlik gibi geçici kadro olacağını açıkladı.

Doçentlik için ise dil sınavı ve sözlü sınavın kaldırıldığını, dil barajı ile diğer şartların üniversitelere bırakıldığı açıklandı. Aday isterse mülakatı ÜAK’tan da alabilecek. İşlem ve hukuk açısından bir fark olmayacak yapılan açıklamadan anlaşıldığı kadarı ile. Yine derse girecekler, sözleşmeli olacaklar, öğretim üyesi sayılacaklar. Tez yönetme ve lisansüstü ders verme konusu biraz muğlak. Sanırım zamanla o konu da vuzuha kavuşur.

Yapılan değişikliklerin yardımcı doçentleri hayal kırıklığına uğratma ihtimali olduğunu, kimilerinin bu durumu tenzil-i rütbe olarak değerlendirmeleri mümkün. İçlerinde doğrudan doçent kadrosuna atanacaklarını düşünenler, bunu teklif edenler olmuştu. Ayrıca yardımcı da olsa doçent ünvanını kullanmaktan hoşlananlar da vardı. Sanırım böyle düşünen arkadaşlarımız alınan bu kararlardan pek memnun kalmayacaklar. Bu tür bir değişikliğin özellikle yardımcı doçentleri ve doktorasını yeni bitirenleri pek tatmin etmeyeceğini ve kısa bir süre sonra eski statüyü ister duruma gelirlerse şaşırmayacağım.

Salı, 07 Kasım 2017 14:38

TEOG'un yerine gelen sistem üzerine 2

Yazan

Öğrencileri liselere göndermek bu kadar mı zor?

Biliyorsunuz, MEB Bakanı Mahalli Yerleştirme Sistemi adıyla yeni bir sistem açıkladı pazar günü. Ardından sosyal medyada eleştiriler yapılmaya başlandı. Ben de yapılan eleştirileri odaklaşmalarına göre tasnif edip bir yazı yazdım. Kimi arkadaşlarım da benim yazıma eleştiriler getirdiler. Bu yazıyı bu eleştiriler üzerine kaleme alıyorum.

İki hususa dikkatinizi çekerim. İlki ben MEB’i ve sistemlerini savunmuyorum, TEOG’un tahribatının sanılandan çok daha fazla olduğuna inandığım için değiştirilmesi gerektiğini düşünüyordum. Parantez içinde değişiklik yapılma biçimine ve sürecine katılmadığımı da ifade etmeliyim. O yüzden bu değişikliğin öncekinden daha iyi olduğunu düşündüm. Eleştirilere bakınca da önyargılı ve çarpıtılmış buldum. Ben de oturdum, eleştirileri tasnif ettim ve eleştirilere neden katılmadığımı belirttim. Ben MEB personeli değilim, sistem hazırlama süreçlerinde bulunmadım. O yüzden yazdıklarımı savunma yazısı olarak okumayın lütfen.

İkinci dikkat çekmek istediğim husus MEB’in yaptığı değişikliği tam olarak anlatamaması, nitelik ve Fen Lisesini 500 metre ile kaçırdım esprisi üzerinden külliyen reddedilmesi idi. Bunda biraz MEB’in de kabahati var. Kendi yapması gerekenleri yapmaz ise başkaları onların yerine yapar. O kadar hata yaptılar ki artık insanlar yeterince ciddiye almıyorlar sanki. Bakanlık adına üzücü bir durum.

Pazartesi, 06 Kasım 2017 14:37

TEOG'un yerine gelen sistem üzerine

Yazan

5 Kasım Pazar günü MEB Bakanı ortaöğretimden liseye geçiş sistemini açıkladı. Açıklandığı andan itibaren özellikle sosyal medyada hakaret ve aşağılamalar gırla gitti ve gidiyor. Ben de üşenmedim, yapılan eleştirileri görebildiğim kadarı ile tasnif ettim. Tespit edebildiğim kadarı ile eleştiriler dört noktada temerküz ediyor.

1. Nitelikli/niteliksiz okul: Bakan konuşmasında nitelikli okul derken herkesin girmek için can attığı Galatasaray, Kabataş, İstanbul Erkek Lisesi ve Fen Liselerini kastetti. Diğer okullar niteliksiz demek istemedi. Bakan o kelimeyi kullanmasa o okullar diğerlerine göre daha nitelikli sayılmayacak mıydı? Siz olsanız o okulları tanımlamak için hangi kelimeyi seçerdiniz? Seçtiğiniz kelime ile aynı şeyi ifade etmiş olmayacak mıydınız? Eleştirileri, hatta hakaretleri okuyunca Bakan hangi kelimeyi seçerse seçsin yine eleştiri oklarından nasibini alacaktı diye düşünmeden edemedim.

Cumartesi, 30 Eylül 2017 14:17

TEOG’dan Sonra Ne Olacak?

Yazan

Malumunuz, cumhurbaşkanımızın bir televizyon kanalında TEOG ile ilgili sözlerinden sonra TEOG kaldırıldı ve MEB yetkilileri yeni bir sistem üzerinde çalışmaya başladı. Yeni sistemin nasıl olacağı da yavaş yavaş belli oluyor.

Cumartesi, 07 Şubat 2015 17:22

Öğretmenlik=Profesyonel Öğrenci

Yazan

Öğretmenlik = Profesyonel Öğrenci

Türkiye’de uzun zamandan beri tartışılan konulardan bir de öğretmen yetiştirme. Atanamayan öğretmen adayları gösteri yaptıkça tartışmalar alevlenir, işin içine siyasiler girer, herkes bir tarafından tartışmaya müdahil olur. Ben burada bu tartışmalara fazlaca girmeden öğretmen yetiştirmekle ilgili önemli gördüğüm üç temel noktaya temas etmek istiyorum. Bunlardan ilki öğretmen yetiştirme.

Dünyadaki uygulamalara baktığımızda öğretmenlerin kabaca iki türlü yetiştirildiğini görürüz. İlki eğitim fakültelerinde, diğeri de öğretmenlik formasyonu kazandıracak programlarla. Biz ülke olarak her iki sistemi de kullanıyoruz. İlk ve orta okullarda eğitim fakültelerinden mezun olanlar, liselerde ise büyük oranda fen-edebiyat fakültesi mezunlarına öğretmenlik formasyon programlarını aldırarak öğretmen yetiştiriyoruz. İster eğitim fakültesinden, isterse pedogojik formasyonla alınmış olsun, kontenjanların ne kadar olacağından daha çok verilen bu eğitimin niteliğinin tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

Cumartesi, 11 Ekim 2014 23:22

Devlet Dershaneleri

Yazan

 

 

Geçtiğimiz sene uzun süren tartışmaların ardından alınan bir kararla dershaneler kapatılacak veya okula dönüşecekti. Eğitim içinde iki başlılığa ve okulların ikinci plana itilmesine neden olan, eğitimi sadece sınav çözme becerisine indirgeyen dershanelerin kapatılması kararını desteklemiştik. Dershaneleri eleştirmemizin bir nedeni de öğretmenlerin dershanelerde gayri insani şartlar altında çalışmalarıydı.

Gerekli yasal hazırlıklar yapıldı, bir kısmı temel liselere dönüştü, bir kısmı dönüşmeye çalışıyor. Bir kısmı da özel okul oldu. Hatta devlet çocukların özel okullara gitmesini teşvik etti. Buraya kadar herşey normal seyrinde gidiyordu. Derken gazetelerde şöyle bir haber çıktı:

Page 1 of 2

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç