Eğitim

Etkinlik Takvimi

14 Nis 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

105 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 43

Dün 97

Haftalık 375

Aylık 815

Tüm Zamanlar 344908

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Eğitim - İsmail Güleç
Eğitim

Eğitim (39)

Perşembe, 09 Nisan 2020 10:41

Üniversite demek laboratuvar demek

Yazan

Coranavirüs sayesinde üniversiteleri daha çok konuşur olduk. Gazetelerde ve haber sitelerinde aşı çalışmaları ile ilgili çokça haberler çıkıyor bugünlerde. Şu anda dünyanın farklı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de birçok üniversitede aşı üzerine çalışmalar yapıldığını okuyoruz. En son sağlık bakanı twiter hesabından açıkladı. Daha önce Kırım Kongo Kanamalı Ateşi aşısının insanlara yönelik denemelerinde başarı sağlayan Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aykut Özdarendeli’nin Covid-19'a karşı aşı geliştirme çalışmaları ile tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi çalışmalarına ivme kazandıracağı söylendi.

İçimizdeki karamsarlığı dağıtan haberleri duymaya ne kadar çok ihtiyacımız varmış meğer. Sultan şairimizin;

Kim kesilmez havf-ı şeytân ile îmândan ümîd

Dediği gibi virüs korkusundan dolayı ümitsizliğe düşmüşken gelen bu haber bizi ümitlendirdi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 06 Nisan 2020 11:16

Ulemanın siyasetle imtihanı

Yazan

Şu virüs olayının gösterdiği ve hatırlattığı güzel işlerden biri de ilmin ve uzmanlığın yeniden itibar görmesi oldu. Konunun uzmanlarından oluşan Bilim Kurulu’nun aldığı kararların hükümet tarafından dikkate alınması ve uygulanması bence bilim-siyaset ilişkisinin nasıl olması gerektiğini gösteren güzel bir örnek.

Tam olarak benzer mi bilmem ama bilim adamı-siyasetçi ilişkisine örnek olması bakımından aklıma gelen bir başka anekdotu paylaşayım.

Fetvayı gerektiren hallerde sultan bize sormalı

Melikşah döneminde geçer olay. Melikşah hilalin görünmesi üzerine bayram gününü ilan eder. Fakat devrin büyük alimlerinden Cüveynî ertesi gün de oruç tutulmasına karar verince Melikşah Cüveynî’yi sarayına davet eder ve kendisine neden böyle davrandığını sorar. Verdiği cevap aslında sultan ile ulema arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğini çok güzel anlatır:

  • Sultana ait işlerde ferman sultanımızındır. Fakat fetvayı gerektiren hallerde sultanımızın bize sorması gerekir. Ferman sultanımızın, fetva bizimdir.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 15 Mart 2020 12:50

Akademisyen ve tatil

Yazan

Hepinizin bildiği gibi, malum virüsten dolayı üniversiteler de ilk ve ortaöğretim okulları gibi üç hafta tatil edildi. MEB Bakanı, öğretmenlerin evlerinde kalmasını söyledi. YÖK ise akademisyenleri idari izinli saymadı. Bunun üzerine bazı genç akademisyenler, öğretmenlere izin verildi, bize niye izin verilmedi, diye sosyal medyada nümayişe kalkıştı. Daha da vahimi bir kısım tecrübeli akademisyenin bu nümayişleri teşvik etmeseydi.

Akademisyenlerin görevi

Mesai mefhumu olmayan bir akademisyenin üç görevi vardır. Birincisi araştırma yapmaktır. İkinci ders vermek ve öğrenci yetiştirmektir. Üçüncüsü de ürettiği bilimsel bilgiyi topluma aktararak toplum hayatının niteliğini artırmaya çalışmak, sorunların çözülmesine yardımcı olmaktır. Bugünlerde enfeksiyon hastalıkları uzmanı hocaların televizyonlarda yaptıkları mesela topluma hizmetten başka bir şey değildir.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 09 Mart 2020 11:27

Eğitime ara vermeye hazır mıyız?

Yazan

Coronavirüs dünyayı sarsmaya devam ediyor. Çok şükür ülkemizde henüz coronavirüs görülmedi. Allah’tan niyazımız şu belanın ülkemize girmeden havaların ısınması. İnşallah en hafif şekilde bu musibeti de atlatırız.

Ama bu ülkemizde görülmeyecek anlamına gelmiyor ve bugüne kadar görülmemesi büyük bir başarı. Bu kadar göç alan ve seyahat eden çok sayıda vatandaşı olan bir ülkede, hele hem doğusundaki hem batısındaki komşularında görülmüşken bize de uğrama ihtimalini hiç aklımızdan çıkarmamalı ve hazır olmalıyız. Medyadan takip edebildiğimiz kadarı ile Sağlık Bakanlığı önlemleri artırıyor. Ancak onca önleme rağmen tehlike geçmiş değil ve müteyakkız olmamız gerekiyor.

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 04 Mart 2020 12:33

MEB'in sessiz devrimi: EBA

Yazan

Geçtiğimiz günlerde MEB Bakanı bir açıklama yaptı. Ani gelişen olayların sıcaklığı ve yoğunluğundan gündemi yeterince meşgul etmeyen haberde yenilenen Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile ilgili olarak "Her bir çocuğun kendine özgü sayfası, takvimi, ilerleme hızı, mevcut dersleri, soruları, konuları kendisine özel bir şekilde yapılabiliyor." dedi.

Tesadüfen inceleme fırsatı bulduğum EBA’yı çok beğendiğimi ve etkilendiğimi söylemeliyim. Beni çok heyecanlandıran bir uygulamanın tam manasıyla eğitim-öğretim hayatının içine girmesi ile matbaanın bulunması ile ders kitaplarının basılarak çoğaltılmasının verdiği katkıya benzer bir katkıda bulunacağını söylesem çok iddialı bir cümle kurduğumu düşünenleriniz olacaktır hiç şüphesiz. Ama ben bu cümleyi tüm kalbimle inanarak kuruyorum. Öğretmenlerin ve öğrencilerinin hayatlarının bir parçası haline getirdikleri takdirde okulu ve okul yaşantısını radikal bir biçimde değiştirecek bir yenilikten bahsediyorum.

Devamını okumak için tıklayınız.

Khan Akademi’yi duymuştum, yaptıklarını biliyordum ama yazdığı kitabı okumamıştım. Kabaca eğitim-öğretimi sınıf dışına çıkarmak ve okulda öğrenebileceklerden daha fazlasını zaman ve mekâna kayıtlı olmadan öğrenme imkânı sunmak. Kitabı geçen hafta okudum ve aklıma bana bundan birkaç ay önce bir arkadaşımın sorduğu soru geldi.

Arkadaşım, bana, çalıştığı üniversitenin yöneticilerinden birinin kanunda yazılı diye Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü programına Türk Dili dersini, Tarih Bölümü programına İnkılap Tarihi dersini ve İngilizce Öğretmenliği ve İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü programına da İngilizce dersini koymanız lazım, olmaması yasaya uygun değil, suç işliyorsunuz, diye uyardığını anlattı. İnsan, kanunda yazılı olan bir maddenin koşulsuz herkese uygulanması gerektiğini sanan ve genel hüküm-özel hüküm ilişkisinin varlığında bihaber olan yöneticinin sadece hukuk bilgisi hakkında değil mantık bilgisi hakkında da şüpheye düşüyor.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 21 Şubat 2020 14:28

YÖK ne yapsın YÖKAK ne yapsın?

Yazan

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Bey’in bir açıklaması düştü ajanslara. Habere göre liselerde 15-16 olan ders sayısını 5-6’ya düşürme çalışmaları başlamış. Haberi okuyunca geçtiğimiz günlerde vapurda karşıya geçerken karşılaştığım bir grup öğrenci ile konuştuklarımız geldi aklıma. Okuduğum kitaba bakarak “Siz öğretmen misiniz?” diye sorması üzerine başlayan sohbet ilerledi ve ben de onlara adet olduğu üzere hangi üniversitede okuduklarını ve bölümlerine dair sorular sormaya başladım.

Hepsi de farklı devlet üniversitesinde son sınıf öğrencisi dört arkadaş. Tanışıklıkları katıldıkları bir etkinlikten geliyormuş. Bu sene mezun olmak için çok çalışıyorlarmış. Çok ders almak zorunda kalmış biri. Çok yoruluyormuş diğeri. Bazen paraları da yetmiyormuş ama idare etmesini öğrenmişler. İkisi yurtta kalıyormuş ve ne çok memnunlarmış ne de şikayetçi imişler. Daha iyi bir telefonları olsa daha mutlu olacaklarmış. Ve buna benzer daha birçok şey. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 27 Ocak 2020 10:53

Akademik teşvik puanın kadar konuş

Yazan

Bugünlerde üniversitelerde hocaların birbirlerine en sık sorduğu soru şu: Akademik teşvik puanın kaç?

Hocalar bugünlerde akademik teşvik formlarını doldurmak ile meşguller. Öte yandan geçen sene yapılan faaliyetlerin bu sene başı çıkarılan yeni yönetmelikle değerlendirilmesinden ve kimi değişikliklerden genel bir memnuniyetsizlik olduğu belli oluyor. Birtakım değişiklikleri görünce şaşırdım ve anlamaya çalıştım. İğneyi önce yönetmeliğe batıralım, çuvaldızı sonra kendimize batırırız.

Yönetmeliği hazırlayanların iki kaygısı olduğunu düşündüm. Mümkün olan en az parayı vermek, çünkü bir kişinin tam puan alması mümkün görünmüyor, hele bir de sosyal bilimci iseniz yarısını aşarsanız büyük başarı.

Devamını okumak için tıklayınız.

Page 1 of 5

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç