Diğer

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

299 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 128

Dün 144

Haftalık 904

Aylık 2505

Tüm Zamanlar 310007

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Diğer - İsmail Güleç
Salı, 19 Mart 2019 10:34

Hikaye okumayan başkan istemiyoruz

Yazan

Malum mahalli yöneticilerimizi belirleyeceğimiz seçimlere kısa bir süre kaldı. Adaylar hummalı bir çalışma içinde, seçilmek için gayret ediyorlar. Peki hiç beş yıl boyunca yaşadığımız kasabayı yönetecek belediye başkanının nasıl olması gerektiğini düşündünüz mü?

Eskiler düşünmüşler ve düşündüklerini de kitaplaştırmışlar.  türü böyle bir ihtiyaçtan doğmuş. Bir ülkeyi, bir şehri, bir beldeyi yönetmeye talip olanları uyaran kitaplar yazmışlar ve adına da siyasetname demişler. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 08 Mart 2019 18:05

Camide sunu cihazı olur mu?

Yazan

Zaman zaman farklı ülkelere seyahat ediyoruz. Fırsat buldukça da tarihi yerleri geziyoruz. En çok merak ettiğim yerler ise ibadethaneler oluyor.

İbadethaneler her din ve kültürde çok önemli. Özellikle yöneticiler tarafından yaptırılanlar daha görkemli oluyor ve şehrin veya kasabanın büyüklüğü ölçüsüne göre değişmekle birlikte bulunduğu mahallin en gösterişli birkaç mimari eserinden biri oluyor.

Eğer gittiğim ülke Müslüman ise farklı mimaride inşa edilmiş camileri ziyaret etmeye, mümkünse Cuma namazını, değilse cemaatle namaz kılmaya çalışırım. Sabah, akşam veya yatsı namazı olmasına da ayrıca dikkat ederim. Tilavetlerini merak ettiğim için imam ile müezzininin Kuran okuyuşlarını başka bir dikkatle dinlerim. Cemaatin camiye girişi, oturuşu, davranışları hep ilgimi çeker. Caminin içindeki süslemelere bakmaktan kendimi alamam. Gözlerim adeta bir radar gibi etrafı tarar ve daha öncekilerde görmediğim bir detay arar. Bulduğumda da onun ne olduğunu ve neden yapıldığını anlamaya çalışırım.

Yazını devamı için tıklayınız.

Pazartesi, 25 Şubat 2019 11:49

Cemal’imin ardından

Yazan

Şubatın İstanbul’u iliklerine kadar üşüttüğü bir günde dünyalar iyisi bir kardeşimi, dostumu toprağa teslim ettik ve İbnülemin Mahmud Kemal’in deyişiyle semere-i hayâtın hayırla yâd edilmesini müşahede ettik.

Cemal ile arkadaşlığımız asistanlık yıllarına kadar uzanıyor. 24 yıl olmuş tanışalı. Dile kolay geliyor ama çeyrek asırdan bahsediyorum. Cemal’le aynı sene yüksek lisansa başladık. Askerliği tecil ettirmek için Ankara’ya gitmek kaydımı dondurup askere gitmekten daha zor gelince derslere haliyle bir sene sonra başladım. Cemal benden bir yıl önce bitirdi tezini ve doktoraya da bir yıl önce başladı. Benden bir yıl önce de asistan oldu ve doktorasını da bir yıl önce bitirdi.

2005’te İstanbul Üniversitesi’nden ayrıldıktan sonra eskisi kadar görüşemesek de zaman zaman muhtelif vesilelerle karşılaşırdık. Ortak tanıdıklardan birbirimize selam gönderir, haberdar olurduk. İdari vazifeler ve lüzumsuz işlerin yoğunluğundan dolayı son yıllarda birkaç telefon dışında pek görüşemedik. Muhibbi’nin;

Perşembe, 21 Şubat 2019 14:11

Kılıç yetmez, kalem de olmalı

Yazan

Cem Sultan ile II. Bayezid arasındaki söz düellosu

Bir yönetmen veya roman yazarı bana Osmanlı hanedanından kimin hayatını film yapayım veya yazayım diye sorsa hiç düşünmeden Cem Sultan ve Şehzade Mustafa derdim. Şehzade Mustafa bir sonraki yazının konusu olsun, Cem Sultan’ı neden söylediğimi açıklamaya çalışayım.

Cem Sultan öyle birkaç satırla anlatılacak sıradan bir şehzade değil. Şehzade olarak bilinse de aslında o bir sultan. Diğer şehzadelere pek verilmeyen sultan lakabının onda ne güzel durduğunu görmüyor muyuz? Ha isminin önünde ha ardında ne fark eder!

Kendisi de çok iyi bir eğitim alan Fatih Sultan Mehmed oğullarının da çok iyi bir eğitim alması için bir babanın yapabileceği her şeyi yaptı. Cem Sultan henüz küçük bir çocukken Edirne Sarayı’nda Arapça ve Farsça’yı öğrendi, şiirle tanıştı. Öyle ki Kastamonu sancak beyliğine tayin edildiği sırada, daha on yaşında iken gazel yazdığı rivayet edilir. Çünkü şehzadeler bir yandan silahşörlük ve binicilik talimleri alırken öte yandan devrinin en büyük alimlerinden ve şairlerinden ilim ve kültür tahsil ederlerdi. O yüzden Konya’ya gittiğinde çevresine Sa‘dî-i Cem, Haydar, Sehâyî, La‘lî, Kandî ve Şâhidî gibi şairleri topladı. Cem Sultan bu şairlerden bir kısmı ile sadece yediklerini içtiklerini değil, kaderini de paylaştı. O yüzden onlara “Cem şairleri” dendi. Böyle bir dostluğun ikinci örneği var mı bilmiyorum.

Salı, 12 Şubat 2019 18:58

Çaya ve çayyaşlara dair

Yazan

Sohbet-i erbâb-ı dil bir lahza sensiz olmasın.
Hürmetin inkar eden, dünyada hürmet bulmasın...

Malumunuz, kahve üzerine bir yazı yazdım. Yazı üzerine ehibba ve yârân arasında çayı sevenler hal dilleriyle bana, günde beş öğün beşer bardak çay içen adamsın, nasıl böyle bir ihanet içerisinde olursun, der gibi bakınca dayanamadım ve bu satırları kaleme aldım.

Efendim, çay şarabu’l-ârifîndir, derler. Elhak doğrudur. Çayı sevmeyen derviş olmadığı gibi çay içilmeyen tekke de olmaz. Çünkü Allah’ın nimeti çoktur lakin seveni için çay gibisi yoktur. Hatta ehl-i dilden bir zatın Peygamber efendimiz zamanında çay olsaydı, çay içmek sünnet olurdu. Çünkü çay sohbete sebeptir." Dediği yazılı kitaplarda.

Dervişler arasında yaygın olmasının bir nedeni de Ahmed Yesevî’dir. Bir gün Hıtay’a gider. Hava sıcak olduğu için yol kenarında oturup dinlenir. Bir köylü, Ahmed Yesevî’den hamile karısı için dua ister. Yesevî hazretleri de dua eder ve kadın kolayca doğurur. Köylü de kendisine çay ikram eder. Hoca Yesevi, o zamana kadar hiç görmediği çayı içince bir rahatlar, bir rahatlar ve yorgunluğu gider ve ellerini açıp şöyle dua eder; "Ya Rabbi bu içeceğe revaç ver. Bizi sevenler içsin, faidelensinler."

Pazartesi, 11 Şubat 2019 11:22

Nargile nasıl bir şeydir?

Yazan

Nargileyi sevenler ve hoşlananlar olduğu gibi, onun sağlığa zararlı olduğunu söyleyenler de var. Bir de işin dini boyutu var, o konu bizi aştığı için ehline bırakalım.

Çocukluğumda nargilenin bu kadar çok içildiğini ve yaygın olduğunu hatırlamıyorum. İstanbul’da Beyazıt, Tophane ve Fatih’te birkaç yerde nargile içilen kahveler vardı. Müdavimleri ve müptelaları oralara giderdi. Son yıllarda Türklerin geliştirdiği ve dünyaya armağan ettiği kafe ile kahve arası mekanların vazgeçilmez unsurlarından biri nargile oldu. Artık çoluk-çocuk, kız-kadın herkes içiyor.

Peki bu kadar yaygınlaşan ve içilen, çekilen mi deseydim yoksa, nargile nasıl bir şey? Bu sorunun birçok cevabı vardır şüphesiz ama ben size Aziz Şenol Kenzî’nin verdiği cevabı nakledeceğim. Ama önce Aziz Şenol Kenzî’yi tanıtan birkaç cümle kurmam lazım sanırım.

Cuma, 08 Şubat 2019 09:29

Mikroagresyon yahut kasıtsız hakaret

Yazan

Başlıkta geçen kavram hemen anlaşılmayabilir. Müsaadenizle açıklamaya çalışayım.

Ülkemiz için yeni bir kavram olan ve henüz gündemi meşgul etmeyen mikroagresyonun ki ben onu kasıtsız hakaret olarak isimlendiriyorum, tanımı şöyle: Toplumun genelinden farklı bir grubun bireylerini genelde kasıtsız, farkında bile olmadan, önyargılı bir şekilde incitecek söz ya da davranışlar.

Bu kavramı ilk defa Harvard Medical School'a kabul edilen ilk Afro-Amerikan psikiyatrist olan Dr.  kullanıyor. Pierce beyazların siyahlara karşı tutum ve söylemlerindeki kasıtsız hakaretleri inceler. Ardından gelen araştırmacılar da tüm farklı gruplar üzerinde incelemeye başlar.

Devamı için tıklayınız

Pazar, 27 Ocak 2019 14:08

Kahve hazretleri beyanındadır

Yazan

Ol nedir kim bir güzel esmer civân    
Râhat-ı ruhu hayât-efzâ-yı cân         
Anın içip meyledip erbab-ı dil 
Iyş u nûş eyler anınla her zamân

Şimdiki İstanbulluların pek bilmedikleri bir bilmecedir bu dörtlük. Cevabı ise esmer, cana can katan, gönül ehlinin meylettiği ve her zaman içtiği kahvedir. Aslı şairin dediği gibi;

Nefesinden senin ey kahve meşamm-ı câna
Bûy-ı Rahman erişir belki Yemen’den gelen

Yemen’den gelir. Bazı şeyhler Yemen dağlarını kendilerine yurt edinip dervişleriyle beraber bir tür “kalp” ve “bun” dedikleri taneleri döğüp yerlermiş. Bazısı da kavurup suyunu içermiş. Dervişlerin meşrebine ve mesleğine uygun olan bu kuru ve soğuk gıda dervişler vasıtasıyla tüm dünyaya yayılmış ve;

Tütün kahve iki dane birâder
Cih
ânı müşterek zabt eylemişler

Cuma, 25 Ocak 2019 10:39

Bu kedi sadece bir kedi değildir!

Yazan

Şimdi siz soracaksınız, durduk yerde bu kedi sevgisi ve övgüsü de nereden çıktı? Hemen söyleyeyim. Dostum ve arkadaşım Abdülkadir Emeksiz’in Edebiyat Fakültesi ile Patrona Halil Hamamı arasındaki yola çıkan merdivenlerin başında durmuş, pozunu vermiş bir kedinin fotoğrafını çekip göndermesi ile başladı yazının hikayesi.

Fotoğrafı görünce bir müddet bakmaktan kendimi alamadım. Neler gelmedi ki aklıma. Fotoğraftaki kedi bir sokak kedisi ama Orhan Veli’nin tarif ettiği cinsten bir sokak kedisi değil. Ne yiyeceği aslanın ağzındaymış gibi duruyor ne de rüyalarında kemik görüyormuş gibi bir hali var.

Belli ki karnı da tok, keyfi de yerinde. Ondaki keyif değme ciğerci kedisinde yoktur bence. Sokaklarda yaşıyor, kimi kimsesi yok ama gördüğümüz fotoğrafta sanki dünyalar onunmuş gibi durmuyor mu? Belli ki kimseye ne mihnet borcu var ne de müdana edecek bir hali. Şairin;

Ağniyâya arz-ı hacet etme müstağni bulun
İhtiyâcın söylemektir şahsı ednâ gösteren  

Cumartesi, 22 Aralık 2018 09:20

Üniversite öğrencisi olsam ne yapardım?

Yazan

Bir zamanlar ben de öğrenciydim kolayca tahmin edeceğiniz gibi. Zaman zaman o günlerimi hatırladıkça bazen gülüyorum, bazen de garip bir özlemle hüzünleniyorum. Şu anki aklımla o yıllarda olsaydım neler yapardım diye sordum kendi kendime. Kendime verdiğim cevabı paylaşayım.

Bir insan, bir aydın ve bir meslek sahibi olarak üçe ayırırdım yapacaklarımı ve bu üç konuyu da ihmal etmezdim.

İnsan olarak;

Her şeyden önce güzel sanatların bir dalıyla ilgilenirdim. Müziğe kabiliyetim olmadığı için plastik sanatlar olabilirdi. O konuda da pek kabiliyetli olmadığım için fotoğrafçılıkla ilgilenirdim büyük ihtimalle. Cep telefonuyla çekilen fotoğrafları kastetmiyorum tabi. Onun için bile bakış, duruş, zaman, ışık bilgisine ihtiyaç var. Kısaca kimse olmadan vakit geçirebileceğim bir hobim olmasını isterdim.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç