Diğer

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

100 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 13

Dün 115

Haftalık 239

Aylık 2753

Tüm Zamanlar 273111

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Diğer - İsmail Güleç
Pazar, 25 Haziran 2017 08:32

Hocama yazdığım bayram tebriği

Yazan

Üstâd-ı ekremim, hâce-i muhteremim, efendim,

Mücerred talim ve terbiyeleri sâyesinde iktisâb-ı ilm ü irfân ederek hayâtının son nefesine kadar minnetdârınız olmuş olan abd-i âcizleri gibi telâmizinizin vird-i zebânı füzûnî-i sıhhat ve âfiyet ve ikbâl-i sâadet-i üstâdâneleri duâsın dergâh-ı ahâdiyyete arz etmek değil midir? Evet, zulmet-i cehâlet içinde kalmış, insanlıktan haber-dâr olmamış umk-ı cehâletde bulunmuş olan bir şahsı, zât-ı üstâdâneleri gibi vücûdunu böyle umûr-ı hayriyeye vakf u nezr eylemiş zât-ı maârif-simâtın halka-ı tedrîs ve irşâdında bulunup tenvîr-i kulûb ve envâ-ı ilm ve meârif iktisâbıyla tezyîn-i ezhân u zât u sıfât eyler ise o şahs muallimine karşı ne gibi bir vazife-i vicdâniyye ifâsına mecbûr olur? Kazâyâ-hı bedihiyye ile mütehakkıkdır ki o şahs muallimine karşı ile’l-ebed arz-ı minnetdârî eylemek misilli pek çok vezâif-i mukaddese ifâsına medyûn olur. İşte âcizleri de zât-ı üstâd-ı ekremîlerine karşı böyle ve hatta bundan daha mukaddes ve muhterem îfâ-yı vezâif-i nazîfeye vicdânen mükellef olduğumdan nâşî her an izdiyâd-ı ömr u âfiyet ve füzûnî-i ikbâl ve saâdet duâsıyla telzîz-i dimâğ eylemekteyim.

Cumartesi, 17 Haziran 2017 10:05

Dünya hâlâ öküzün boynuzları üzerinde

Yazan

Dünya öküz ile balığın üzerindedir, şeklinde bir hadis-i şerif olduğu söylenir. Sahih olup olmadığı tartışmalarının yanı sıra hadisin ne anlama geldiği veya nasıl anlaşılması gerektiği de tartışılmış ulema arasında.

Hadisin müteşabih olduğu, hadiste geçen kelimelerin sözlük anlamının değil mecazi anlamlarının anlaşılması gerekli olduğunu söyleyenler bu hadisi şöyle açıklamışlar.

Cenab-ı Allah, yarattığı her nesne için bir melek görevlendirmiştir. Dünya için de iki melek görevlendirmiştir. Bunlar Sevr (öküz) ve Hut (balık) isimli meleklerdir. Kastedilen bu meleklerdir.

Çarşamba, 14 Haziran 2017 18:50

Üç İsmail

Yazan

Hayfâ ki geçti bilmedik ol hoş zaman idi

Bir insanın şanslı olup olmamasının ölçülerinden biri de kanaatimce, karşısına çıkan insanlardır. Allah’a şükürler olsun, hayatım boyunca çok güzel insanlarla karşılaştım. Bu bakımdan kendimi şanslı addederim. Her birinden bir şeyler öğrendim. Saymaya kalksam bir kitap olur. İçlerinde ikisi var ki benim hayatımı şekillendirmesi bakımından oldukça önemli. Bu iki ismin ve benim iki ortak noktamız var. Enderunîlik ve isimlerimiz. Sahib-i enderun Sahhaf İsmail Özdoğan, Prof. Dr. İsmail Erünsal ve fakiriniz. Enderunîler bizi Büyük İsmail, İsmail Hoca ve küçük İsmail olarak çağırırlardı.

Yanında beş yıl çırak olarak çalıştığım İsmail Özdoğan’dan birçok şeyin yanında hayatı, insanlığı, çalışkanlığı, kitabın ne kadar değerli olduğunu ve ulemaya hürmeti öğrendim. Prof. Dr. İsmail Erünsal’den ise bir ilim adamının nasıl olması gerektiğini. Daha doğrusu hocam öğretti, benim yeterince öğrenip öğrenmediğim konusu tartışılabilir. Ciddiyet ve tevazu her ikisinin iki önemli özellikleri idi. Gösterişi sevmezlerdi, kendilerini övenlere acırlardı. Hz. Peygamber muhabbeti ise bir diğer ortak noktaları idi.

Pazar, 16 Nisan 2017 11:36

Gani Müjdegillerin pisikleti

Yazan

İyisiyle kötüsüyle, kavgasıyla gürültüsüyle bir referandum sürecini daha geride bıraktık. Herkes görüşlerini söyledi, açıkladı. Eveti savunanlar da hayırı savunanlar da gerekçelerini televizyonlarda, meydanlarda, gazete köşelerinde aylarca savundular, anlattılar. Buraya kadar her şey normal ve doğal. Olması gerektiği gibi.

Ancak normal olmayan iki durum var. İlki meselenin göz göre göre çarpıtılması ve yalan söylenmesi. İkincisi ise tarafların meselenin referandum boyutundan çıkarılarak dini ve milli referanslarla kendi görüşlerinde olmayanları haketmedikleri yaftalarla suçlamaları, hakaret etmeleri ve aşağılamaları. Özellikle ta gezi olaylarından itibaren yükselen karşısındakini aşağılama, hakaret etme, küçük görme ve dalga geçme hastalığı. Bu adamlara göre kendileri gibi oy vermeyen  ya cahil oldukları için, hakikati bilmedikleri için, yeterince aydınlatılmadıkları için oy veriyorlar, ya da hain oldukları için. Sevr, Damat İbrahim, Vahdettin göndermeleri hep onlara göre hain olduklarını işaret etmek için kullanılan birer sembol.

Pazartesi, 27 Mart 2017 10:53

Karga ile leylek/keklik arkadaş olur mu?

Yazan

Hayatım boyunca o kadar çok şaşırdım ki şaşırmamayı öğrendim. Öyle olaylara şahit oldum ki aklım havsalam almaz, nasıl olur diye sorar dururdum kendime. Bu olaylarda bir hikmet arardım bazen. Bazen anlamaya çalışırdım neden diye.

Beni önceleri şaşırtan, şimdilerde ise hakikatini anlamaya, görünene değil, ardına bakmaya ve görünmeyen kısmı görmeye sevkeden durumların biri hayatta birbirileriyle arkadaş olamayacağını, bir araya gelemeyeceğini düşündüğüm insanların evlenmesi veya iş yapması olmuştur. Meseleyi anlamamı ise yıllar önce bir kitapta okuduğum karga ile leylek hikayesi sağladı. Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için hikayeyi aktarayım önce.

Çölde bir kargayı bir leylekle arkadaşlık yaparken gördüm. Çok şaşırdım, bir leylek neden bir karga ile arkadaşlık yapsın ki, diye düşündüm, durdum. Daha yakından görmek için yanlarına yaklaştım. Hayretler içinde yanlarına yaklaşınca ikisinin de topal olduğunu gördüm. O an anladım ki yükseklerde uçan ak pak olan leylek, kap kara bir karga ile bir zaafından dolayı arkadaşlık yapıyormuş.

Hikaye açık ama biraz daha açmaya çalışayım.

Cuma, 17 Mart 2017 17:58

Kör ile kötürümün ortaklığı

Yazan

Sibel Eraslan’ın Siret-i Meryem’inde geçen Hz. İsa’nın çocukken Mısır’a kaçtıkları vakit himayelerinde bulundukları kuyumcunun başından geçen hikaye çok hoşuma gitmiş ve beni düşündürmüştü. Üşenmedim, düşündüklerimi kaleme aldım. Kitabı okumayanlar için önce hikayeyi anlatayım.

Kuyumcu Hz. Meryem ve oğluna kol kanat gerip evini açan hayırsever bir insan. Birgün içinde altınları sakladığı sandık kaybolur. Ne yaparlarsa sandığı kimin çaldığını bulamazlar. En ufak bir delil yoktur sandığı kimin çaldığına dair. Hz. İsa’nın ise gizli şeylerin yerini bilme konusunda meşhur olmuştur. Annesi de yasaklar Hz. İsa’ya söylemesini. Çünkü başına bir şey gelmesinden korkar. İyiliklerini gördüğü kuyumcunun sandığının bulunması için İsa’ya izin verir.

İsa kuyumcuya tüm adamlarını toplamasını ister. Hepsiyle teker teker görüşür ama geriye iki kişi kalmıştır. Biri kör, diğeri kötürüm olan bu iki kişiden kimse şüphelenmez doğal olarak.

Cumartesi, 04 Şubat 2017 12:33

Kifâyetsiz Muhteris

Yazan

Bu başlığı görünce aklınıza hemen “yine kim kızdırdı bu adamı” cümlesi gelmesin. Peşinen söyleyeyim, bu yazıyı içinde bulunduğumuz hâli kendimce tarif için yazdım. Yok, sen durduk yerde böyle şeyler yazmazsın, mutlaka birini görmüş, ona göre yazmışsındır, diye düşünebilirsiniz.

Sükût etmek gibi âlemde nâdâna cevab olmaz

Mısra-ı bercestesi mucebince cevap vermeyi pek düşünmem. Eminim yazıyı okuduktan sonra sizin de çevrenizde olabilecek türden insanlar için yazıldığını farkedeceksiniz.

Uzattığımın farkındayım, sadede geleyim.

Cumartesi, 21 Ocak 2017 08:13

İntihal nedir, ne değildir?

Yazan

Birkaç haftadan beri, çocuklar için hazırladığım Kıbrıs’ın Manevi Mimarları isimli resimli kitap ile ilgili olarak sosyal medyada intihal iddiaları dolaşıyormuş. Bir arkadaşım sayesinde haberdar oldum ve iddia sahibine lisan-ı münasiple izah etmeye çalıştım. Ancak ne kadar alttan alırsam alayım fayda etmedi. Muhatabımın değil benim, dünya bir araya gelse düşüncesinden vazgeçirilemeyecek kadar muannid olduğunu anlamam çok vakit almadı. Ben de bu kibir ve cehil abidesinin derdine,

Cehl derdinden olana bîmâr
Bû ‘Alî olsa idemez tîmâr

Beytinde şairin çok güzel bir şekilde ifade ettiği gibi İbni Sina’nın bile deva bulamayacağını öğrenmiştim. Bazı dostlarım,

Kazârâ bir sapan taşı bir altın kâseye değse
Ne taşın kıymeti artar ne kıymetten düşer kâse

Beytini hatırlatarak benden bu işi uzatmamamı ve artık kendisine cevap vermememi tavsiye ettiler. Ben de müşarün ileyhin asabiyetinin, kibrinin, zihinsel faaliyetlerindeki zayıflamanın meselenin künhüne vakıf olamayacağını gördüğüm için

Ehl-i dil sohbet-i nâ-cins ile şâdân olmaz
Bezm-i cühhâl gibi ârife zindân olmaz

Fehvasınca dostlarımın tavsiyelerine uyup cevap vermekten vazgeçmiş iken iftira sahibinin bizim kendisini üzmemek ve kırmamak için sakınmamızı zayıflık ve korkaklık olarak görmesi, kendisinin haklı olduğuna iyice inanması, benim şahsımda başka kişi ve kurumları da içine katarak iddiasını ve iftirasını hakaret dolu cümlelerle sürdürmeye devam etmesi kararımı yeniden gözden geçirmeme neden oldu. Bu iftira ve karalamanın birçok arkadaşım tarafından sorulmaya başlaması iftiranın sosyal medya ortamında iyice yayıldığını gösteriyordu ve beni tanıyanların ve kitabı görenlerin bu iddialara gülüp geçeceklerini biliyordum. Ama beni tanımadığı ve kitapları görmediği halde şahsıma isnad edilen iftiraya inananlar olduğunu görünce tanımayanlar için bir açıklama yapma zaruretinin hasıl olduğunu düşündüm.

Çarşamba, 28 Aralık 2016 18:02

Öküzden bir mektup var

Yazan

Sayın Hocam,

Geçen günkü yazınızda çevrenizde olduğunu tahmin ettiğim bazı insanları bana benzetmişsiniz. Çok üzüldüm. Bu mektubu da üzüntülerimi ifade etmek için yazıyorum.

Yazınızı okurken ve okuduktan sonra bir hayli düşündüm. Biz öküzlerin suçu ne? Öküz olmak başlı başına bir suç mudur?Öküzler olmasa insanlar ne yapardı? Bu insanlar neden kızdıklarında birbirlerine öküz derler? Biz öküzler kızdığımızda birbirimize insan diyor muyuz? Biz insanlara ne zarar verdik, ne yaptık? Öküzlerin kime ne zararı olmuş?

Oysa biz sanılanın aksine çok mübarek hayvanlarız. Allah bizden bahseder kutsal kitabında. Hatta ismimizi bir sureye bile vermiştir. Hz. Peygamber dünya öküz ile balık üzerindedir, buyurmadı mı?

Pazartesi, 29 Ağustos 2016 12:15

FETÖ'cülere ne ceza verilmeli?

Yazan

Biliyorsunuz, devlet 15 Temmuz kalkışmasından sonra ciddi bir şekilde, devletin tüm hücrelerine metastaz yapmış FETÖ üyelerini temizlemeye çalışıyor. Kimileri tutuklandı, kimileri açığa alındı, kimileri soruşturuluyor. Mahkemeler FETÖ’nün işlediği suçlara göre güç ve nüfuz kullanarak haksız kazanç ve avantaj sağlamak, insanları mağdur etmek, aldatmak, soru çalmak, bilgi sızdırmak, tehdit ve şantajla istediklerini yaptırmak, cinayetlere göz yummak ve TCK’da tanımlanan benzeri birçok suç için yine TCK’da belirtilen cezaları vermek üzere yargılıyor. Ancak FETÖ’nün yaptığı tüm suçlar maalesef TCK’da kayıt altına alınıp tanımlanmamış.

Şimdi siz soracaksınız yasalarda tanımlanmamış suç veya kabahat olur mu, diye. Haklısınız böyle bir soru sormakla. O zaman ben ne demek istediğimi size bir hikaye ile anlatmaya çalışayım.

Araplar atlara düşkünlüğüyle bilinir. Arap atları da meşhurdur. Özellikle çöl hayatında hızlı ve dayanıklı bir ata sahip olmak neredeyse dünyaya sahip olmak gibi bir şey. Ben diyeyim dünyanın en güzel atı, siz Arapların en güzel atı deyin, bir at varmış bir Arap beyinde. Diğer beylerin gözleri de bu at üzerindeymiş. Hepsi bu ata sahip olmak isterlermiş. Ancak ne teklif ederlerse etsinler adam atını vermezmiş. Biri en güzel kadınları teklif etmiş, diğeri bir at sürüsü. Bir başkası en değerli mücevherleri. Biri de bir çadır dolusu altın. Kim ne teklif ederse etsin bizimki oralı bile olmazmış.

........Kitaplarım........

 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç