Diğer

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

269 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 22

Dün 207

Haftalık 22

Aylık 2241

Tüm Zamanlar 318132

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Diğer - İsmail Güleç

Geçen yazıda Alev Alatlı’nın kitabında bir alıntı yapmış ve sonra bir soru sormuştuk. Müslümanlar St Petersburg gibi bir şehir inşa edebilirler mi? Daha sonra bu sorunun cevabını aramaya başlamıştık.

Şehrin ne olduğu, Farabi’nin şehirler hakkındaki görüşlerini, Batılıların İslam şehirleri hakkında ne düşündüklerini özetlemiş ve bir sonraki yazıda Medine’nin kuruluşu ile devam edeceğimizi söylemiştik.

Söylediğimiz gibi yapalım.

Devamını okumak için tıklayınız.

Bir önceki yazımda Alev Alatlı’nın son çıkan kitaplarını tanıtırken ondan kısa bir alıntı yapmıştım.

Bu yaşıma kadar heybetli bir saray, bir katedral, bir piramit, bir kolezyum, bir bulvar, şıkır şıkır bir şehir görmedim ki temelinde sömürü, cinayet, fuhuş, uyuşturucu, kara para yatmasın. Ne Londra ne Paris ne Roma ne New York ne de St Petersburg (Hele de St Petersburg) görkemli bir metropol olsun da insan kemikleri üzerine yükselmesin. Evsizlerin sığınıp titreştikleri karanlık köşeleri, şiddetin kol gezdiği arka sokakları bulunmasın.

Kitapta okuduğumda Alev Alatlı ile benzer şeyleri düşündüğüm için sevindiğimi söylemiştim. Devamını okumak için tıklayınız.

Malum Muharrem ayına girdik, aynı zamanda yeni bir hicri yıla. Peygamber efendimizin gözünün nuru ve çok sevdiği torunu Hz. Hüseyin’in, Muaviye’nin oğlu Yezîd’in emriyle Basra valisi Ubeydullah b. Ziyâd tarafından 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) Kerbelâ’da şehid edildi. Bu tarihten itibaren Müslümanlar, özellikle Şii dünyası bu olayı her yıl hatırlayarak acısını tazeledi. Türkler de Şiiler kadar abartılı olmasa da Muharrem gelince özellikle tekkelerde Hz. Hüseyin’in şehadetini anlatan ilahilerle Kerbala’yı anmayı adet haline getirdiler.

Bu ayda özellikle 9-11. günlerde üç gün oruç tutmak, tıraş olmamak, banyo yapmamak, elbiseleri değiştirmemek, cam bardakta su içmemek, kana kana su içmemek, sofralara bıçak koymamak, her türlü eğlenceden uzak durmak, 

devamını okumak için tıklayınız.

İnsan mı demeliydim yoksa? Bugünlerde adam-kadın tartışması kelimeler üzerinden yürütülüyor. Konudan sapmamak için o bahsi bir başka yazıya bırakarak sorumuzun cevabını aramaya başlayalım.

Bu soruya herkes farklı cevaplar verebilir. Hatta siz de bir ölçek geliştirebilirsiniz. Çevrenizde çok beğendiğiniz ve karakter sahibi olduğunu düşündüğünüz birini örnek alır, onun hayran olduğunuz özelliklerini sıralarsınız, alın size bir ölçek daha.

Ben bu sorunun cevabını Fevrî’nin Sokullu Mehmed Paşa’yı ve ahlakını anlattığı eseri Ahlak-ı Mehmed’de arayacağım ve yüksek seciye sahibinin nasıl olması gerektiğini izah etmeye çalışacağım. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 21 Ağustos 2019 08:51

Akademisyen dediğin Kiel gibi olmalı

Yazan

Son iki yazı Rumeli’ni dolaşarak geçirdim. Geçen sene Bulgaristan’ı, bu sene de Yunanistan’ı baştan sona gezdim desem abartmış olmam. Gezi nedenim ise tekke ve türbeleri görmek, fotoğraflamak ve haklarında bilgi vermek, unutulma ve yok olma girdabına düşmekten kurtarmaya çalışmak. Bulgaristan gezisi Bulgaristan’ın Manevi Bekçileri isimli bir kitabı doğurdu. Kısmet olursa birkaç ay içinde de Yunanistan gezisinin sonuçlarını kitaba dönüştüreceğim.

Her iki kitabı hazırlarken yüzlerce kaynağı taradım ve birçok eserden yararlandım. Ama bir kişi var ki her iki ülke için kendisinden ziyadesiyle istifade ettim. Öyle ki onu takdir etmemek ve kendisinden bahsetmemek mümkün değil.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 16 Ağustos 2019 11:59

Makdısî’ye göre Türklerin 25 fazileti

Yazan

Çalışkanlığı ve üretkenliği ile örnek aldığımız hocalarımızdan Prof. Dr. Ramazan Şeşen, Cahız’ın Türklerin Faziletleri isimli eserinden sonra Ebu Muhammed el-Makdısî’nin Türk Memlüklerinin Faziletleri (İstanbul: Yeditepe Yayınları, 2019) isimli eserini de Türkçemize kazandırdı. Hocamızı Memlüklular ve Eyyubiler üzerine yaptığı çalışmaların yanı sıra Arapçadan tercüme ettiği eserleri ile de biliyoruz. İslam coğrafyacıları ve eserleri üzerine olan çalışmaları alanında en önemli başvuru eseri.

Resmen emekli olsa da fiilen emekli olmayan ve birbirinden değerli eserleri dilimize kazandırmaya devam eden Ramazan Şeşen Hoca’nın son tercümesi olan el-Makdısî’nin eseri iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Memlüklular tarihi anlatılır iken ikinci bölüm Mısırlılara Türkler Mısır’ın tuzudur darbımeselini dedirten Memluk Türklerinin üstün meziyetlerine ayrılmış. Eser Abbasiler döneminde Türklerle tanışan Arapların Memlük Türklerine (1250-1517) bakış açısını yansıtması açısından önemli. Eminim günümüzde de Makdısî gibi düşünen Arapların sayısı düşünmeyenlerden daha fazladır. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 14 Ağustos 2019 09:04

Kimlerin kurbanı makbul olur?

Yazan

Bir bayrama daha kavuşuyoruz, kavuştuk. Kavuşturana hamd olsun.

Hali vakti yerinde olanlarımızı kurban heyecanı sardı. Kimi hayvan pazarlarını geziyor, en besili, en güzel ve en ucuz hayvanı arıyor. Varsa ortaklarıyla birlikte kesecekler, paylaşacaklar. Allah kestikleri kurbanı, akıttıkları kanı kabul etsin.

Bir kısmımız, çevremde kurban eti verebileceğim fakir kimse yok, diye bir kısmımız da kurban kesmek ile uğraşmamak için veya kesecek imkanları olmadığı için STK’lara bağışlayacak. İnternet üzerinde hangi kuruluş nerelerde ve kaç paraya kestiğini araştıracak. Allah onların da yaptıkları yardımı ve adlarına kesilen kurbanı kabul etsin.

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 14 Ağustos 2019 08:59

Kurban bize ne diyor?

Yazan

Allah’a olan yakınlığımızı göstermek niyetiyle, her yıl belli günlerde, belli özellikleri olan bazı hayvanların ibadet maksadıyla kesilmesine kurban diyoruz. Bu genel anlamın sorumuzun cevabını içerdiği söylenemez. Sorumuzun cevabını, verebilmek için Kur’an’da, Maide suresinde anlatılan Hz. Âdem’in (as) iki oğlunun kurban kesme olayına dikkatlice okuyalım.

Habil ile Kabil Allah için kurban etmişlerdi de Habil’inki kabul edilmiş Kabil’inki kabul edilmemişti. O zaman Kabil Habil’e ‘Ant olsun seni öldüreceğim’ demiş Habil de ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder’ demişti.”

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 14 Ağustos 2019 08:33

Hz. İbrahim’in kestiği koç nereden geldi?

Yazan

Eskiden kitaplar bu kadar yaygın ve ulaşılabilir değil iken, okuma-yazma bilenlerin sayısı çok az iken okuma yazma bilenler tarafından topluma okunmak üzere eserler kaleme alınırdı. Bu kitapların bir kısmı dini konularda halkı bilgilendirir iken bir kısmı da günümüzde eğlenmek amacıyla seyredilen, televizyonun, sinemanın veya bunlara benzer ortamların işlevini yerini getirirdi. Halk hikayeleri, destanlar, efsanelerin yanı sıra dinleyenlerin merak duygularını gıdıklayan konularda da kitaplar yazılır ve bu konuların amiyane tabirle bol bol geyiği yapılır, şakalaşılırdı. Anlatılanlara özellikle kadınlar ve çocuklar inanır ve gerçekmiş gibi kabul ederlerdi. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 07 Ağustos 2019 07:47

Bu toplumun Suriyelileri hiç bitmeyecek

Yazan

Malumunuz, son bir senede gittikçe artan dozda tartıştığımız konulardan biri Suriyeliler olarak isimlendirilen göçmen/sığınmacı/mülteci ve “geçici koruma” altındakiler meselesi. Sosyal medyada hiçbir sorumluluk almadan ‘sallama’nın verdiği dayanılmaz rahatlık ile boğazın dokuz boğum olduğunu düşünmeden ve hatırlamadan aklımıza gelenleri zihnimizden alelacele döküverdik klavyelere. Bugün, bizim söylediklerimizin onda biri, demedik laf bırakmadığımız ve bırakmayacağımız, üstelik beğenmediğimiz ve faşist bulduğumuz Batı ülkelerinde söylediğinde söyleyeni söylediğine pişman ederler. Batı’da söylenilmesine cesaret bile edilemeyecek, söyleyenin hapse girmesine yol açacak “iğrenç” ve nefret dolu ırkçı cümlelerle her türlü hakareti yapma hakkını kendimizde görerek hiç utanmadan ve sıkılmadan onları aşağıladık, aşağılıyoruz. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Page 1 of 7

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç